0542 441 27 15
Telefon

MABETTE ÜÇ GÜN (Valla kanyonu)

Valla Kanyonu Geçişi
(Mabette üç gün)
Mabet benzetmesi benim değil. Bilen biliyor, her zaman “bırakın, beni öne çıkarmayın” diyen alçak gönüllü, sevgi dolu, eşi bulunmaz insanın.
Dokuz kişiyiz, ekip liderimiz Hasan Gedikli. Eğitimde ve sonrasındaki etkinliklerimizde öğrendiklerimizin burada çok da işe yaramayacağı, her şeyi burada baştan öğrenip deneyimleyeceğimiz konusunda bizi uyarıyor. Yağış tahminlerini ve suyun durumunu son kez gözden geçirip kanyona girmeye karar veriyoruz. Hava açık, kanyonun da içinde bulunduğu kayalık devasa blok uzaktan çok belirgin. Sıkı bir balta darbesiyle yarılmış, ama hala ve tam da dibinden birbirine tutunan iki kütük parçası gibi kanyon. Suyun akış yönü bu fotoğrafa doğru, yani dosdoğru kanyon yönünde, kanyon ve içinde bulunduğu o koskoca kaya kütlesi uzağa doğru gittikçe yükseliyor, suyu görmesek, derenin o yandan bize doğru aktığına kesin gözüyle bakabiliriz. Su, uzaktan dibini göremediğimiz, ama akış yönü sayesinde derinliğini, ya da yüksekliğini algılayabildiğimiz derin, çok derin bir yarık açmış: Valla Kanyonu: Mabet. 
Hemen her kanyon girişi öncesinde olduğu gibi burada da taşlı çakıllı, çok geniş bir dere yatağı içinde yürüyoruz, sonra dere yatağı yavaş yavaş daralıp, bize hiç çaktırmadan kanyona dönüşüyor; yan duvarlar belirmeye, zemindeki çakılların yerini kayalar almaya başlıyor. Kanyondan geçen su miktarı, daha doğrusu kanyonun başlangıcındaki su miktarı artık belli, suyun az da olsa düşüş yaptığı dar bir bölümde, yan yana üç insan gövdesi kadar suyun aktığını görebiliyoruz, ama daha hepsi bu değil, katılımlar olacak, birkaç gövde daha yatıracağız ötekilerin yanına!
Bundan böyle Valla Kanyonu denince aklıma gelecek olan üç dört şeyden biri de daha önce hiçbir kanyonda görmediğim kadar çok sürprizle karşılaşmak oldu. Bir kere, kanyonun suyu tahmin edemeyeceğimiz kadar temizdi, berraktı, bol bol içtik. Oysa önceden edindiğimiz bilgiler suyun kesinlikle içilemeyecek kadar kirli olduğu yönündeydi. Berrak, tertemiz akan su, bir anda kirli, kokuşmuş, üzerinde köpükler oluşan bir yapıya dönüşebiliyordu, neyse ki çok fazla ve sık değildi. Sürprizlerden bir diğeri de su akışının bazı noktalarda tamamen kesilmesi ve dere yatağının durgun bir göle dönüşmesi oldu. Su bir yerlerden yolunu bulup gidiyordu, ama biz oralardan geçemediğimiz için kayaların üzerinden, arasından, içinden, altından, yanından geçerek yolumuza devam ediyorduk. Bir kaç kez, çantalarımızla geçemeyeceğimiz kadar dar deliklerden geçip, bir bakışta artık devam etmenin olanaksız olduğunu sandığımız yerlerden yollar bulduk. Liderimiz kanyonun her noktasını, her santimini hafızasına kaydetmiş, o kadar zor koşullarda bir kez bile yanlışa sapıp da geri dönmedik. Bir başka sürpriz de suyun çok fazla soğuk olmamasıydı. O kadar ki, suyu kanyona katılan bir şelalenin altında durduktan sonra kanyon suyu bize ılık bile geldi.
Kamp yeri denince akla ağaçlık, düzlük, göl kenarı, kısacası piknik yeri gibi bir yer gelir. Kanyonda ise ne bulursan odur. Biraz düzce bir kayalık, belki, bir insan boyunda toprak ya da kumluk alan. O kadar. Şansın varsa, kamp yerine önce gelmişsen bunlara benzer bir yer bulabilirsin. Yoksa, zaten çok dar olan kamp yerinde düz ve eğimsiz bir yerde yatma şansın yoktur. İlk gece konaklayacağımız yere geldiğimde çok da düş kırıklığı yaşamadım, çünkü tenis sahası kadar geniş bir alanda yeteri kadar seçenek vardı ve herkes gönlüne göre bir yere yerleşti. Islak neoprenleri çıkarıp kuruları giymek o ortamda ciddi bir lüks, tek lüks, tabi eğer oraya gelene kadar malzemeni kuru getirmeyi başarabilmişsen! Hava kararıp yıldızlar görünmeye başladığında bütün yorgunluğum geçti, yüzlerce metrelik, neredeyse paralele yakın diklikte yükselen iki duvar arasındaki gök yıldız doluydu. Aslında bir parça burukluğum da yok değildi hani. O eksikti. Ayımla kucaklaşamadan uyudum.
Kanyondaki ilk sabah pek dinlenmiş olarak uyanamadım ne yazık ki! Az uyumuş, uykumu alamamış ve yorgunluğumu atamamıştım. Umudum, ıslak neopreni giyip soğuk suya girmekteydi. 
Kanyonda kamp yerinden ayrılış, başlı başına, keyifle izlenebilecek bir zaman dilimidir. Kahvaltı ve hazırlıkla fazla zaman kaybetmediğim için herkesten önce hazır olup izledim. Kimsede en ufak bir telaş yok, evde, pazar günü sabahından farksız bir rahatlık göze çarpıyor. Benim gibi işlerini erken bitirip hazırlığının sonuna gelen de var, son bardak çayını yudumlamaya devam eden de. Ama şaşılacak şey, yola çıkma zamanı geldiğinde gene de herkes hazırlığını bitirmiş çantasını kapatıyor olacak.
Zor bir gün! Gene dehlizler, gene ipli geçişler, gene kayalar. Üzerinden, yanından, altından geçtiğimiz sayısız, hemen her yanı ovalleşmiş, tutacak bir sivrisi, ya da yarığı olmayan, birbirinden güzel biçimlenmiş, her boy ve cüssede kayalar. 
Öğle molası, sonra yeniden kanallar, göller, çavlanlar ve kayalar. Akşam için yumuşak olmasa da en azından bedenimi yatıracak kadar düz bir yer hayalim ne yazık ki gerçekleşemiyor. Önceki kamp yerimizden daha dar. Ama olsun, iyice yorgunum, nasıl olsa uyurum diye teselli ediyorum kendimi. Hem bu gece Büyük Ayı tam tepemizde, cıvıl cıvıl.
Üç gün, iki gece, toplam elli iki saat. 
60 milyon yıldan beri buradan bir biz geçtik, bir de öncülerimiz. 
Anıl arkadaşın üç sene önce kaldığı yerden ise kalbimiz saygıyla çarparak geçtik. Ben ürktüm! Orada birinin kalmış olmasından değil, suyun sakinliğinden, hiç de zalimce bir görünüşü olmayışından ürktüm.

"Valla kanyonu, Kastamonu ili, Pınarbaşı ilçesi, Muratbaşı köyü sınırları içinde bulunur. Küre Dağları Millî Parkı içinde yer alan kanyon 800 m derinliği ile dünyanın en derin 2. kanyonudur[1]. Devrekani çayının Küre dağlarını parçalayarak oluşturduğu kanyondur. Uzunluğu 12 km'dir.
Küre dağlarını oluşturan kireçtaşı tabakaların, akarsuların kimyasal yolla aşındırması ile oluşmuştur. Devrekani ve Kanlıçay'ın birleştiği noktadan başlayan kanyon, Cide ilçesi yönünde 12 km ilerler. Devrakani çayı, Valla kanyonundan başka Çatak kanyonu ve Homa kanyonunu da oluşturmuştur.
Kanyonun uzunluğu, parkurunun zorluğu, duvarlarının yüksekliği geçişi tehlikeli hale getirmektedir. Uzman olmayanların ve teçhizatsız kişilerin geçmesi mümkün değildir. Kaybolma olayları ve ölümler olabilmektedir[2].
1994 yılında İstanbul Teknik Üniversitesinden 4 öğrenci Valla Kanyonunda kaybolmuştur. Bu öğrencilerin 14 gün sonra Cide ilçesinden çıkmaları ile kanyon ülke gündemine gelmiştir.[3]. Valla kanyonunun çıkışında Devrekani cayı Loç vadisi içinde akar. Vadi çıkışına 35 m yüksekliğinde Cide barajı ve HES yapımı projesi aşamasındadır[4]."